24 Dec 2006
Askeri Müze ve Kültür Sitesi Askeri Müze Kültür Sitesi Mehter Diğer Faaliyetler Ulaşım Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, İstanbul Harbiye semtinde konuşlandırılmıştır.Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı'na bağlıdır. Askeri Müze, Pazartesi ve Salı günleri dışında her gün saat 09.00-17.00 arasında ziyarete açıktır. Telefon: 0212 2332720 Faks : 0212 2968618 Eski Harbiye Binası'nın Tarihçesi Bugün Askeri Müze ve Kültür Sitesi olarak kullanılan Harbiye binası, ilk defa 1841 yılında Harp Okulu olarak inşa edilmiştir. 1853 yılında çıkan bir yangın sonucunda bina tamamen yanmıştır. 1862 yılında tekrar inşa edilen bina, 1936 yılına kadar Harp Okulu olarak kullanılmıştır. Atatürk de 1899-1905 yılları arasında bu okulda öğrenim görmüştür. Harp Okulu’nun 1936 yılında Ankara’ya nakledilmesinden sonra bina 1936-1966 yılları arasında 1 nci Ordu, 3 ncü Kolordu, Merkez Komutanlığı Karargahları olarak kullanılmıştır. 1966 yılında tarihi ve mimari karakterini bozmayacak şekilde restore edilerek modern anlamda bir Askeri Müze haline getirilmesi planlanmıştır. 1985 yılında restorasyon çalışmaları biten bölümler, 10 Şubat 1993 tarihinde ise Kültür Sitesi’nin de dahil olduğu diğer bölümlerle birlikte bugünkü durumuyla Askeri Müze ve Kültür Sitesi olarak hizmete açılmıştır. ASKERİ MÜZE Askeri Müze'nin Tarihçesi : Koleksiyonların zenginliği ve çeşidi açısından dünyanın en önde gelen müzelerinden birisi olan Askeri Müze’nin kuruluşu modern anlamda olmamakla beraber 15 nci yy.a kadar uzanmaktadır. Aya İrini 1453’de İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Aya İrini Kilisesi, değerli harp silah, araç ve gereçlerinin toplandığı “Cebehane” olarak düzenlenmiştir. 1726 tarihinde Cebehane’deki tüm malzemeler düzenlenerek “Dar-ül Esliha” adı ile yeni bir kuruluş gerçekleştirilmiştir. Modern anlamda müzeciliğin temeli Tophane Müşiri Damat Ahmet Fethi Paşa’nın gayretleri ile 1846 yılında atılmış ve bu tarih Türk Müzeciliği’nin ve Askeri Müze’nin gerçek anlamda ilk kuruluşu olmuştur. Aya İrini’deki revakların araları camekanlarla kapatılarak, sergileme mekanları haline getirilmiştir. Bu mekanlardan bir bölümünde eski harp silah, araç ve gereçlerinden oluşan koleksiyonlar, diğer bölümlerde ise arkeolojik eser koleksiyonları sergilenmiştir. Ahmet Fethi Paşa’dan sonra Aya İrini’deki bu koleksiyonlar kısa bir süre sonra ilk defa müze adını alarak “Müze-i Hümayun” olarak isimlendirilmiştir. Müze teşkilatının kurulmasından sonra özellikle arkeolojik eserlerin sayısının artması üzerine bu eserler Çinili Köşk’e taşınmış ve bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin temeli atılmıştır. Ahmet Muhtar Paşa, silah koleksiyonlarını ilanlar ve resmi yazışmalarla zenginleştirmiştir. Kütüphanesi, sineması, atış poligonu, yayınları, kıyafethanesi ve mehteri ile günümüz çağdaş müzecilik anlayışına uygun nitelikte bir müze oluşturulmuştur. 1940 yılına kadar Aya İrini’deki faaliyetlerini sürdüren Askeri Müze, İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye’ye sıçrayabileceği düşüncesi ile faaliyetlerine bir süre ara vermiştir. Savaş tehlikesinin ortadan kalkmasından sonra 1949 yılında Maçka Silahhanesi’nde depolanan eserler 1959’dan itibaren Harbiye Mektebi Jimnastikhanesi binasında tekrar sergilenmeye başlamıştır. Bu binanın zamanla Askeri Müze koleksiyonları için yetersiz kalması ve çağdaş anlamda gelişime yönelik adımların atılmasına imkan vermemesi üzerine 1966 yılından itibaren restorasyon çalışmaları sürdürülen eski Harbiye binasının Askeri Müze olarak kullanılmasına karar verilmiş ve 10 Şubat 1993 günü yeni bir düzenleme ile ziyarete açılmıştır. Askeri Müze Teşhir Salonları : Salonlarımızda, Askeri Müze koleksiyonlarında bulunan 45.000'i aşkın eserden titizlikle seçilen yaklaşık 5.000 eser sergilenmektedir. Dönem, konu gibi değişik açılardan ele alınarak gruplandırılan bu zengin koleksiyon içinde çeşitli silahlar, askeri kıyafetler, çadırlar, bayraklar ve sancaklar ile benzeri türde çok değişik askeri kültür varlıkları yer almaktadır. Bunlar arasında ahşap ve maden süsleme sanatının güzel örneklerini oluşturan tüfek, tabanca, top ve kılıçlar, zarif süslemeleri ve kitabeleriyle zırhlar, kalkanlar ve miğferler, Osmanlı ordusunun görkemini vurgulayacak nitelikteki altın görünümünde tombaklar ve Osmanlı saray çadırlarının en nadide örnekleri bulunmaktadır. 1. Giriş Salonu : Müze ana girişinde bizi karşılayan giriş salonu, güvenlik, vestiyer, bilet satış reyonu, kitap ve hediyelik eşya satış reyonu, bekleme bölümünün bulunduğu oldukça geniş bir mekandır. Burada Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi binasının maketi ve müze koleksiyonundan seçme bazı objelerin yer aldığı Tanıtım Vitrini bulunur. Orhan Gazi'nin Miğferi 2. Tanıtım Salonu : Bu salonda, Askeri Müzenin tarihi; 1846’dan günümüze kadar uzanan bir periyot içinde çeşitli fotoğraf, belge ve yayınlarla belgesel olarak anlatılmaktadır. Müzenin kurucusu Ahmet Fethi Paşa ile müze koleksiyonlarının oluşmasında ve müzenin modern anlamda yeniden teşkilatlanmasında büyük gayretleri olan ilk müze müdürü Ahmet Muhtar Paşa’nın tanıtımı da bu salonda gerçekleştirilmektedir. 3. Atıcı Silahlar Salonu : Bu salonda ok ve okçulukla ilgili eserler sergilenmektedir. 17-19.yy. arasındaki Osmanlı ok ve yayları, ok hedefleri, ok-yay muhafazaları, yay germe gereçleri, ok yatakları, yayı gererken parmağa takılan şestler salonun ana malzemeleridir. Sultan I. Mustafa, IV. Mehmet ve III. Selim gibi Osmanlı padişahları adına ok atışlarındaki ustalıkları belgelemek amacı ile verilen nişan beratları ayrı bir grup oluşturmaktadır. Atıcı silahlar salonunun önemli bir malzemesi de Hüsamettin Paşa adına dikilmiş, 1882 tarihli ok menzil taşıdır. 4. Binicilik Salonu : Bu salonda 19.-20.yy. binicilik ve süvari sınıfı ile ilgili malzemeler sergilenmektedir. Eyerlerde Alman, İngiliz tipinde yapılmış Türk eyerleri çoğunluktadır. Osmanlı eyerlerinde gümüş eyer kaşları ve kuburluklar dikkat çeker. Bundan başka koşum takımları, at örtüleri, at, katana nalları, üzengiler, nalbant gereçleri, mızrak uçlarındaki flamalar sergilenmekte olan diğer eserlerdendir. 5. Fatih ve Yavuz Köşesi : Fatih Sultan Mehmet (1451-1481) ve Yavuz Sultan Selim (1512-1520)’in atlı mankenleri, İstanbul’un fethinde Osmanlı gemilerinin karadan Haliç’e indirilmesini gösteren panaromik maket yer almaktadır. Bizanslıların Osmanlıları İstanbul’a sokmamak için Haliç’e gerdikleri büyük zincir de bu bölümde sergilenmektedir. Bizanslılar Tarafından Haliç'e Gerilen Zincir Fatih Sultan Mehmet Ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman (1521-1566) dahil olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükselme Devrinin bu üç padişahına ait çeşitli resimler ile silahların da yer aldığı bu bölüm müzemizin hareketli köşelerinden biridir. 6. Kesici Silahlar Salonu : Sergilenmekte olan Avrupa kökenli kesici ve delici silahların en eski örneklerini orta çağ Avrupa kılıçları ve sırıklı silahlar grubu oluşturmaktadır. İkonografik semboller ve dinsel sloganları ile haçlı savaşları döneminde İslam devletlerinin eline geçen bu silahlar sonradan kesici gövdeleri üzerine yazılan Memluk kitabeleri ile iki ayrı kültürün birikimlerini taşımaktadır. Sergilenen kılıçlarda 16.yy. ve 17.yy.lara ait en popüler tür olan meç ve epeler ağırlıktadır.Bu dönem içerisindeki örnekler, teknik ve işçilik bakımından Avrupa kılıçlarındaki gelişimi yansıtmaktadır. 18.yy’a ait birkaç küçük ve zarif formlu kamadan sonra nikelajlı gövdeleri stilize kabza başları ve el siperlikleri ile daha sade 19. ve 20.yy Avrupa silahları koleksiyonu tamamlamaktadır. Kesici ve delici özellikleri ile bu salonda, ikinci ana grubu teşkil eden sırıklı silahlar fakir ortaçağ halkının savunma amacı ile geliştirdikleri, esası tarım gereçlerine dayanan örneklerden oluşmaktadır. Bu salonda ayrıca İslam devletlerine ait en eskisi 13.yy.a kadar tarihlenebilen son derece zengin bir İslam kesici silah koleksiyonu mevcuttur. Bu silahların büyük bir kısmı form, süsleme ve kalite bakımından dönemlerinin özelliklerini yansıtan birer tarih hazinesidir. Askeri Müze İslam kesici silahları koleksiyonunun ağırlığını, Türk, Memluk ve İran kesici silahları oluşturmaktadır. Koleksiyonun büyük bir bölümünü teşkil eden Türk kılıçları kama ve hançerler 15.yy.dan başlayarak 19.yy.a kadar geniş bir yelpaze içinde değerlendirilir. Askeri Müze koleksiyonları içinde işçilik ve ustalık bakımından en gösterişli silahları yatağanlar teşkil etmektedir. Kanuni Sultan Süleyman'ın Kılıcı Yatağanlar 18. ve 19.yy.da kesici silahların her yönden zirveyi yaşadığı dönemde Türkler tarafından yapılmış ve kullanılmış buradan Balkanlara ve Avrupa’ya yayılmıştır. 7. Savunma Silahları Salonu : Avrupa savunma silahlarının büyük bölümünü Avrupa miğferleri oluşturmaktadır. En eski örnekleri 14.yy.a ait olan miğferlerin, 15. ve 16.yy.lara ait örneklerinde kapalı formlar hakimdir. Bir veya birkaç parçalı yüz siperlikleriyle çok çeşitli örnekleri görülebilen bu miğferlerde bezeme yoktur. 16.yy. ortalarından itibaren Osmanlı etkisinin özellikle Orta Avrupa ve Balkan devletlerinde ağırlıklı olarak hissedilmesi, Avrupa ülkelerinde açık formlu miğferleri yaygınlaştırmıştır. Müzemizde sergilenen açık formlu Avrupa miğferlerinde biçim zenginliğinin yanında süsleme tekniklerinin zenginliği de dikkati çekmektedir. 19.yy. başlarından itibaren, metal kütleleri olmaktan kurtulan Avrupa miğferleri, deri, kumaş, sırma şerit, sakındırak gibi aksesuarlarla, üniformalarla kullanılan özel askeri başlıklara dönüşmüşlerdir. Bu gelişimin örnekleri sergilenmekte olan Fransız, Rus, Prusya ve Avusturya devletlerine ait askeri başlıklarda izlenebilir. Koruyucu silahlar sergi salonunda görülen birkaç adet Avrupa zırh gömleğinde Osmanlı sanatının etkisi kuvvetle hissedilir. 16. ve 17.yy.lara ait Rus ve Macar kökenli zırh gömlekler, yer yer metal parçalarla takviye edilmiş zincir örgüden yapılmışlardır. 19.yy.ın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Ordusunda sadece seremonilerde kullanılan, ön ve arka olmak üzere iki parçadan oluşan zırh göğüslükler Avrupa Savunma silahlarının sergilenmekte olan geç örnekleridir. İslam savunma silahları ağırlıklı olarak altın ve gümüş kakmalı miğferler,kalkanlar,zırh gömlekler, dizçekler, kolçaklar ve at alın zırhlarından oluşmaktadır. Bunlar arasında tombak tekniğinde yapılmış 16-17.yy lara ait Osmanlı miğferleri,kalkan ve at alın zırhları dikkat çekici örneklerdir. 8. Atatürk Dershanesi : Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Harp Okulu ve Harp Akademisi öğrenimini Askeri Müze Binası'nda tamamlamıştır. Mustafa Kemal'in Harp Akademisi 3. Sınıfını okuduğu dershane O'nun anısına düzenlenmiştir. Sınıfta Atatürk'ün okul yaşamı ile ilgili fotoğraf ve belgeler de sergilenmektedir. 9. Ateşli Silahlar Salonu : 16.yy.dan 20.yy. başına kadar imal edilmiş çeşitli Avrupa ve İslam ateşli silahları bulunur. Bunlar Fitilli, çakmaklı, kapsüllü ve iğneli olmak üzere gelişim gösteren tüfek ve tabancalardan oluşur. 16. ve 19.yy arasında İstanbul merkez olmak üzere Anadolu ve Anadolu dışında kalan Kafkasya, Azerbaycan, Balkan, Mısır, Suriye ve Arabistan bölgelerinde imal edilmiş çakmalı ve fitilli tüfek ve tabancaların yer aldığı bu salonda Osmanlı silah teknolojisi, süsleme teknikleri ve motiflerinin zenginliği de görülmektedir. Yabancı kökenli ateşli silahlar arasında çeşitli Avrupa ülkeleri ve Amerika’da imal edilmiş tüfek ve tabanca örnekleri sergilenmektedir. Belçika’nın Liege, İngiltere’nin Londra, İtalya’nın Brescia, İspanya’nın Madrid, Fransa’nın Paris, gibi önemli merkezlerinde bulunan ve ünlü silah yapımcılarının damgalarını taşıyan 18. ve 19.yy.lara ait tüfek ve tabancalar koleksiyonun önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. 19.yy sonlarına ve 20.yy başlarına ait yine Avrupa’nın ve Amerika’nın çeşitli bölgelerinde imal edilmiş ateşleme mekanizmaları kapsüllü ve iğneli tüfek ve tabanca örneklerinde ise Winchester, Remington, Martin, Smith Wesson, Steyr, Mauser, Colt, L.Gasser gibi dünyaca ünlü patent isimlerine rastlanmaktadır. Silahların dekorasyonunda altın, gümüş kakma ve kabartma gibi maden işleme teknikleri uygulanmıştır. Kullanılan motifler arasında hayvan figürleri, sembolik motifler ve av sahneleri dikkati çekmektedir. 8 Namlulu Tüfek 10. Top Maketleri ve Küçük Çaplı Top Teşhir Salonu : Ahşap ve döküm top modellerinin yer aldığı bu salonda ilk dikkati çeken I.Dünya Savaşı sırasında cepheye ve asker ailelerine yardım maksadı ile bağış toplamak üzere yapılmış büyük ahşap top modelidir. “Hatıra-ı Celadet” adı verilerek Beyazıt Meydanına kurulan bu topun açılış törenine yerli ve yabancı devlet adamları katılmıştır. Ayrıca bu salonda 15 - 20. yy.lar arasına tarihlenen Osmanlı dönemi ahşap ve metal top modelleri ile yabancı devletlere ait modeller yer almaktadır. Top teşhir salonunda ise Askeri Müze koleksiyonunda bulunan Belçika, Fransız, İsveç, İngiliz, Alman,İtalyan top ve havanlarından örnekler yer almaktadır. 15.yy. ile 20.yy arasındaki geniş periyoda yayılan bu toplar demir yada tunç dökümdür. Ait oldukları devletlerin armaları kabartma tekniğinde işlenmiş bitkisel ve stilize edilmiş hayvansal tezyinatları usta, atölye ve kim adına döküldüklerinin belirtildiği kitabeleri ile sanat ve teknoloji açısından koleksiyonun önemli bir bölümünü teşkil eder. 11. Somali-Bosna-Kosova -İç Güvenlik Salonu : Somali-Bosna-Kosova Bölümü Bu bölümde, Birleşmiş Milletler kararı gereği barışı korumak amacıyla Somali, Bosna ve Kosova’da görev yapan Türk Birliklerine ait sancak, üniforma, nişan ve madalya gibi malzemeler ile fotoğraflar sergilenmektedir. İç Güvenlik Harekatı Bölümü Bu bölümde Türk Ordusunun bölücü terör örgütüne karşı yürüttüğü operasyonlarda ele geçirilen silahlar ve bölücü terör örgütü tarafından kullanılmış teçhizat takımları sergilenmektedir. Ayrıca bu bölümde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bölücü terör örgütünün faaliyetlerinden zarar gören vatandaşlara yaptığı gıda ve sağlık yardımlarını gösteren fotoğraflar yer almaktadır. 12. Askeri Kıyafetler Salonu : Osmanlı Devletinde Yeniçeri Ocağı’nın kurulması ile birlikte orduda görev yapan kişilerin ayrı bir kıyafet giymeleri kabul edilmiştir. Başlangıçta kıyafet tespitinde elbiseden çok başlıklara önem verilmiş ve askeri barışta halktan, savaşta ise düşmandan ayırmaya yarayacak başlıklar kullanılmıştır. 18.yy. sonlarına kadar fazla çeşitlilik göstermeyen askeri kıyafetler, III. Selim’den itibaren gerçekleştirilen yenileşme hareketleri içinde büyük bir değişim göstermeye başlamıştır. 19.yy. ortasında askerlik alanında yapılan düzenlemeler ile Osmanlı Devletinin askerlik sistemi baştan başa değiştirilmiş, Avrupa ordularının silah, eğitim sistemi, kuruluş kadroları ile ana hatlarıyla kıyafetleri esas alınmıştır. 1909 yılında yayınlanan Elbise-i Askeriye Nizamnamesi ile haki renkte ceket ve pantolondan oluşan üniformalar kabul edilmiştir. Türk ordusu bu kıyafet düzeni içinde Milli Mücadeleye girmiştir. Bu galeride; Osmanlı Devleti döneminde kullanılan subay üniformaları, er üniformaları, apoletler ile 16.yy. zırhlı piyade ve zırhlı akıncılarını gösteren bir kompozisyon yer almaktadır. Osmanlı Üniforması Ayrıca Osmanlı Devleti döneminde çıkarılan madalya ve nişanlar, İstiklal Madalyaları, T.S.K. madalya ve nişanları ile yabancı devletlere ait madalya ve nişanlar sergilenmektedir. 19 ncu yüzyıl ortasında askerlik alanında yapılan düzenlemeler ile Osmanlı Devleti’nin askerlik sistemi baştan başa değiştirilmiş, Avrupa Orduları'nın silah, eğitim sistemi, kuruluş kadroları ile ana hatlarıyla kıyafetleri esas alınmıştır. 1909 yılında yayınlanan Elbise-i Askeriye Nizamnamesi ile haki renkte ceket ve pantolondan oluşan üniformalar kabul edilmiştir. Türk Ordusu bu kıyafet düzeni içinde İstiklal Savaşı’na girmiştir. Cumhuriyet döneminde ilk kıyafet kararnamesi 10 Mayıs 1924 tarihinde yayınlanmıştır. 13. Bayrak ve Sancaklar Salonu : Bayrak bir memleketi temsil etmek üzere kabul edilmiş olan sembole verilen isimdir. Sancak ise orduların mensup oldukları devletin sembolü olarak kullandıkları bayrağa verilen isimdir. Tarihi gelişim süreci içinde kurulan çeşitli Türk devletlerinde bayrak en önemli egemenlik unsurlarından birini oluşturmuştur. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile devletin varlığının sembolü olarak Selçuklu Hükümdarı tarafından Osman Gazi’ye Ak Sancak gönderilmiştir. Ak Sancağın Yavuz Sultan Selim devrine kadar tek sancak olarak devam ettiği bilinmektedir. 16. Yüzyılın başında ise Al sancak kullanılmaya başlanmıştır. İlk olarak donanma komutanlarının kullandıkları yeşil sancak 16.yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti’nde Ak ve Al Sancağın ardından üçüncü sancak olarak yer almıştır. Osmanlı Ordusunda her askeri birliğin ve bu birlikleri oluşturan ortaların ayrı sancakları vardı. Başlangıcından itibaren çeşitli renk ve şekillerde sancaklar kullanılmakla birlikte hilal, devletin resmi bir sembolü şeklindeydi. 18.yy.ın sonunda teşkilatlandırılan askeri birlikler için Alay Sancakları kabul edilmiştir. III. Selim (1789-1809) devrinde Osmanlı Devlet Sancağı bugünkü Türk Bayrağı’na yaklaşık bir biçim almaya başlamış ve hilal ile birlikte, sekiz köşeli yıldız sembolü işlenmiştir. Bu salonda Osmanlı Devleti dönemine ait sancaklar, Cumhuriyet Dönemine ait Alay Sancakları ve yabancı devletlere ait bayraklar sergilenmektedir. 14. Çadırlar Salonu Askeri Müze’deki çadırların tümü Osmanlı İmparatorluğu dönemine aittir. En erken örnekleri 17.yy.dan başlayan çadır ve çadır parçalarından oluşur. Geçmişi tarih öncesine dek uzanan çadırların biçimlerinde, boyutlarında, malzemesinde ve süsleme programındaki zenginlik ait olduğu kişilerin sosyal derecelerine göre farklılık göstermektedir. Osmanlı çadırları taşıyıcı sistemine göre topak ev, kara çadır, tek direkli çadır, şemsiye biçiminde çadır ve sayeban (gölgelik) olarak gruplanırken “Otağ-ı Hümayun” gerek boyutları ve süslemeleri gerekse fonksiyonu bakımından başlı başına bir grubu oluşturmaktadır. Çadırlar, kimi zaman padişahların tahta çıktığı bir saray, kimi zaman son yolculuklarına uğurlandığı bir türbe, kimi zaman da düğün şenliklerinin düzenlendiği, divan toplantılarının yapıldığı, misafirlerin ağırlandığı, seferlerde sarayın görevini üstlenen taşınabilir bir konut olarak karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı süsleme sanatlarının en güzel örneklerini sergileyen çadırlarda, ibrişim, altın sırma ve gümüş simle yapılan işlemelerin yanı sıra değerli kumaşlardan ve güderi gibi deri parçalarından aplike edilen motifler görülmektedir. Çadır Alemi Çadırın belkemiğini oluşturan direk ya da direkler ahşaptan yapılmış ve çadırın dışında kalan bölümüne hakimiyeti sembolize eden çadır alemleri yerleştirilmiştir. Askeri Müze bünyesinde geniş bir mekanı kaplayan çadırlar salonunda Osmanlı devrine ait mükemmel örnekler sergilenmekte olduğu göz önünde bulundurulursa müzenin zengin bir çadır koleksiyonuna sahip olduğunu görebiliriz. 15. Şehitler Galerisi : Anı Duvarı Bu salon tarih boyunca bağımsızlık uğruna büyük zaferler kazanırken, yine aynı uğurda canlarını feda eden tüm şehitlerimize atfedilmiştir. Türk tarihinin başlangıcından itibaren belli başlı büyük savaşların adının taş üzerine işlendiği “Anı Duvarı” ve Çanakkale şehitlerine ait eşyalardan oluşan eserlerin sergilendiği bu salonda, ayrıca Türk milletinin ilkesi haline gelmiş olan Büyük Lider Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” sözü de çeşitli dünya dillerine çevrilerek taş üzerine işlenmiştir. 16. Meşrutiyet Salonu : II. Meşrutiyet döneminin önemli şahsiyetlerinden Harbiye Nazırı ve Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın 11 Haziran 1913 günü Harbiye Nezaretinden çıkarken yolu kesilerek şehit edildiği makam arabası sergilenmektedir. Ayrıca Sultan II.Abdülhamit’in şahsına hediye edilen silah ve eşyaları, Serasker Hüseyin Avni Paşa, Gazi Ahmet Muhtar Paşa ve Tevfik Sağlam gibi dönemin önemli kişilerine ait üniforma, silah ve teçhizatları da bu salonda yer almaktadır. Mahmut Şevket Paşa'nın Şehit Edildiği Araba 17. I nci Dünya Savaşı Salonu : I.Dünya Savaşı döneminde kullanılan çeşitli silah, sancak, zafer kurdeleleri, madalya, nişanlar gibi örneklerin yanı sıra, Enver ve Talat Paşa gibi I. Dünya savaşında büyük rolü olan kişilerin özel giysileri üniforma ve silahları sergilenmektedir. 18. Çanakkale Savaşı Salonu : Bu salonda, savaş alanından toplanmış çeşitli buluntu malzemeler, Çanakkale’de alayı ile birlikte şehit olan Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey’e ait üniforma görülebilir. Bu dönemde giyilmiş Türk, İngiliz, Anzak birliklerine ait başlıklar, kıyafet aksesuarları, teçhizat, bayrak, sancak, bandıra, silahlar, madalya ve nişanlar da Çanakkale Savaşı salonunda sergilenen malzemelerdendir. Bu salonda, ayrıca Çanakkale Savaşı ile ilgili projeksiyon gösterimli, panaromik maketli kısa bir film de yer almaktadır. 19. Kurtuluş Savaşı Salonu : Kurtuluş Savaşı komutanlarından Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Asım Gündüz, Şükrü Naili Gökberk, Ömer Halis Bıyıktay’a ait özel koleksiyonlar ve esir alınan Yunan Ordusu Başkomutanı Trikopis’in karargahında ele geçirilen eşyalar mevcuttur. Kurtuluş savaşının önemli milislerinden, Ege’de Yunanlılara karşı ilk direnişi başlatan Demirci Mehmet Efe’ye ait koleksiyon ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Eşme sırtlarında “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir,İleri!” emrini verişini canlandıran kompozisyon izlenmeye değer çarpıcı örneklerdendir. Ayrıca bu salonda ziyaretçilerin kullanımına sunulan dokunmatik ekranlı bilgisayar sistemiyle Kurtuluş Savaşı’nın anlatımı da gerçekleştirilmektedir. "Ordular İlk Hedefiniz Akdenizdir, İleri!" Emrinin Verilişini Canlandıran Kompozisyon 20. Kore-Kıbrıs Salonu : Bu salonda, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatına ait silah, teçhizat, üniforma, madalya, nişan ve sancaklar, Kore Tugay Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, Alay Komutanı Şehit Albay Nuri Pamir ve Albay Celal Dora’ya ait eşyalar Kore ve Kıbrıs köşelerinde sergilenmektedir. 21. Etnoğrafik Eserler Salonu : Çoğunluğunu gümüş, cam ve porselen eşyaların oluşturduğu bu salonda askeri kültür varlığı dışında kalan malzemeler sergilenmektedir. Dokumalar, biblolar, aksesuarlar, şekerlik, buhurdanlık, fincan takımları, servis takımları, sini altlıkları, şamdanlar, saatler, enam keseleri gibi günlük yaşamımızın bir parçası olan bu eserlerde el işçiliğinin incelikleri zevkle izlenebilir. 22. Genelkurmay Başkanları Salonu : Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana görev yapmış olan tüm Genelkurmay Başkanlarımızın üniformalarının, silahlarının ve bazı özel eşyaları ile kendilerine görevleri sırasında hediye edilmiş olan şilt ve plaketlerin yer aldığı bu salon yaşayan bir salon olup Türkiye Cumhuriyeti var oldukça göreve gelecek Genelkurmay Başkanları ile genişleyecektir. 23. Kenan EVREN Salonu : Bu salonda; Türkiye Cumhuriyetinin 7.Cumhurbaşkanı olan Kenan EVREN tarafından müzemize bağışlanmış olan yurt içi ve yurt dışı gezilerinde kendisine hediye edilen çeşitli şilt, biblo, silah maketleri sergilenmektedir. 24. Atatürk Salonu : Halen Askeri Müze ve Kültür Sitesi olarak kullanılan eski Harbiye binası 1841 yılında Osmanlı Ordusuna subay yetiştirmek üzere yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra da işlevini sürdüren bu okulda, yaklaşık 100 yıl kadar bir süre içinde birçok subay ve komutan yetişmiştir. Bunların arasında en önemlisi de kuşkusuz Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu nedenle Atatürk’e ayrılmış olan bu salonda, Atatürk’ün resimleri, şahsi eşyaları, madalya ve nişanları, kendisine hediye edilen objeler ile Anıtkabir, Birinci T.B.M.M. Binası, Şişli Atatürk Evi, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu ev, Erzurum ve Sivas Kongre Binalarının maketleri yer almaktadır. 25. Mehter Enstrümanları Salonu : Halen Askeri Müze'de görev yapmakta olan Mehteran Bölüğü'nün geçmişten günümüze dek kullanmış olduğu enstrümanların orijinal ve kopyalarının sergilendiği salondur. 26. Harbiye Hamamı : Eski Harp Okulunda kullanılmış olan hamamın ziyaret edilebileceği bölümdür. 27. III.Selim Köşesi : Osmanlı Sultanlarından III.Selim ile saray görevlilerinin o dönemin kıyafet ve aksesuarlarına sadık kalınarak hazırlanmış olan modellerinin sergilendiği III.Selim Köşesi müzemizin canlı bölümlerinden biridir. 28. Fermanlar-Beratlar-Yazma Eserler Salonu : Fermanlar-Beratlar-Yazma Eserler bölümünde ise Osmanlı İmparatorluğu döneminin resmi yazışmaları olan beratlar ile fermanlar ve yazma eserler sergilenmektedir. KÜLTÜR SİTESİ Askeri Müze ve Kültür Sitesi, yerli ve yabancı, sivil ve askeri her türlü kültür, bilim ve sanat etkinliklerine açıktır. Kültür Sitesi'nde konferans, seminer, sempozyum, kolokyum, kongre ve panel gibi toplantıların yapılabileceği toplantı salonları ile sanatsal etkinliklerin yapılabileceği geçici sergileme salonları bulunmaktadır. Ekipman Türk Telekom'dan hat ve cihaz kiralamak suretiyle telefon, faks v.b. iletişim altyapı sistemi. İhtiyaca göre kiralanabilen sergileme panosu, simültane çeviri sistemi ve kulaklığı. Konferans, kongre ve toplantılarda kullanılmak üzere masa üstü mikrofonlu ses sistemi. Tepegöz cihazı (perdeli), slayt cihazı (perdeli), bilgisayar ve video için LCD projeksiyon cihazı (perdeli), bilgisayar, masa, spot. Hizmetler Bina girişlerinde güvenlik için kapı detektörü. Etkinliklerde gelen misafirlerin kullanımı için 200 araçlık, ücretli park yeri. Bina girişlerinde misafirlerin malzemelerini bırakabileceği 200 kişi kapasiteli vestiyer. Binaların değişik yerlerinde misafirlerin kullanabileceği kartlı telefonlar. Kafeterya büfe hizmeti. Kahve arası hizmeti. Diğer hizmetler (catering v.b.) dışarıdan kiralanarak firmalar tarafından talep edilecek mekanlarda yerine getirilmektedir. Salonlar 1. Atatürk Salonu : Amfi tiyatro düzeninde 513 kişi sabit oturma kapasiteli, kongre ve konferanslar için de kullanılabilen akustik özelliğe sahip bir salondur. Alan 837m2 Sahne 15 m. x 20 m. Kapasite 513 Kişi ----- Sabit oturma düzeni 700 Kişi ----- Sandalye ilavesi ile 3 adet simültane çeviri kabini, 3' er odalı iki ayrı kulis, ayrıca 1 adet sanatçı kulisi bulunmaktadır. Sunumlarda kullanılabilecek 4.42 m x 9.55 m. ebadında beyaz perde, kadife perde ve tarihi bahçeye hareketli kapısı mevcuttur. 2. İnönü Salonu : 240 kişilik sabit oturma kapasiteli, 1 adet konuşmacı mikrofonu ve kürsüsü, 5 adet delege mikrofonu ve kürsüsü, yanlarda 6 adet soru cevap mikrofonu bulunan sabit (telli) ses yayın sistemine sahip, ayarlanabilir ışık düzeni bulunan bir salondur. Ayrıca 3 adet simültane çeviri kabini ve 240 kulaklık kapasiteli sabit simültane sistemi (telli sistem) bulunmaktadır.Aynı zamanda sunumlarda kullanılabilecek 3 m. X 4 m. ebadında perde bulunmaktadır. Genişlik 12.00 m. Uzunluk 22.30 m. Yükseklik 4.30 m. Kapasite 240 Kişi ----- Sabit Koltuklu 300 Kişi ----- Sandalye ilavesi ile 3. Malazgirt Salonu : Sergi, müzayede v.b. amaçlar için kullanılan bir salondur. Spot asma rayları mevcut olup, 100 adede kadar spot asılabilmektedir.Resim askılık rayları mevcuttur. 300 adet resim asma çubuğu ve resim asma aparatı mevcuttur. Genişlik 11.50 m. Uzunluk 25.50 m. Yükseklik 5.18 m. 4. Kocatepe Salonu : 20 adet yuvarlak masalı, 150 kişi oturma kapasiteli yemek salonudur.Masalar ve sandalyeler kaldırıldığında ayakta 400 kişilik kokteyl düzeni veya mevcut sandalyeler ilave edilerek 300 kişilik tiyatro düzeninde konferans salonu haline getirilebilir. Aynı zamanda sunumlarda kullanılabilecek 3 m. X 4 m. ebadında perdesi mevcuttur. Genişlik 11.80 m. Uzunluk 25.30 m. Yükseklik 4.30 m. Kapasite 160 Kişi ----- Oturmalı, yemek düzeni 400 Kişi ----- Kokteyl 300 Kişi ----- Tiyatro düzeni 5. Fevzi Çakmak Salonu : Sınıf düzeninde masalı ve koltuklu 40 kişi, tiyatro düzeninde 80-100 kişilik düzen alınabilen, masaların düzenleri değiştirilerek U düzeni ve yuvarlak masa toplantı düzenine çevrilebilen bir salondur. Ses düzeni mevcut olmayıp 50 kulaklıklı 3 tercüme kabini, telsizli simültane sistemi bulunmaktadır.Ayrıca, 3 m. X 2.25 m. ebadında bir sunum perdesi bulunmaktadır. Genişlik 9.80 m. Uzunluk 11.10 m. Yükseklik 4.35 m. Kapasite 40 Kişi ----- Sınıf düzeni (20 Masa) 36 Kişi ----- U düzeni (16 Masa) 80 Kişi ----- Tiyatro düzeni 6. Barbaros Salonu : Birbirine açılan iki bölümlü toplantı odalarına sahip üst düzey toplantıların yapıldığı bir salondur.A salonu sabit yuvarlak masa düzeninde 22, tiyatro düzeninde 80-90 kişi, B salonu sabit yuvarlak masa düzeninde 12, tiyatro düzeninde 50-60 kişi kapasiteye sahiptir. A Salonu B Salonu Genişlik 7.86 m. 7.86 m. Uzunluk 12.95 m. 9.15 m. Yükseklik 4.39 m. 4.39 m. Kapasite (Yuvarlak Masa) 22 Kişi 12 Kişi Kapasite (Tiyatro Düzeni) 80-90 Kişi 50-60 Kişi 7. Fuayeler Alt Kat Fuaye :Kültür Sitesi girişidir. Kongrelerde danışma, kayıt masası kurularak kullanılabilir.Sergi salonunda yapılan etkinliklerde (Resim Sergisi,Kermes v.b) açılış kokteyli vermek için ideal bir mekandır. Gerektiğinde kaldırılabilen 5 adet oturma grubu vardır. Alt Kat Fuaye Büyük Fuaye Büyük Fuaye : 9 adet oturma grubu bulunan, gerektiğinde oturma grupları kaldırılarak kokteyl düzeni veya küçük çapta masa üstü sergileme yapılabilen bir salondur. Büyük Fuaye Kare Fuaye Alt Kat Fuaye Kare Fuaye Genişlik 9.20 m. 13.15 m. 9.20 m. Uzunluk 29.30 m. 17.10 m. 29.30 m. Yükseklik 4.35 m. 4.35m 5.18 m. Oturma Grubu 9 5 4 Kapasite 61 Kişi 30 Kişi 24 Kişi Kare Fuaye : Normal kullanımda 5 adet oturma grubu mevcuttur. Gerektiğinde oturma grupları kaldırılıp küçük çapta masa üstü sergileme yapılabilen,kahve arası hizmetlerinin de verilebileceği ortada uzun masası bulunan fuayedir. 8.Kafeterya : 40 kişi oturma kapasiteli buzdolabı, bulaşık makinesi, saklama rafları ve yıkama tezgahları bulunan yemek ve kokteyl sunumlarında kullanılan bölümdür Genişlik 8.12 m. Uzunluk 16 m. Yükseklik 5.18 m. 9. Büyük İç Bahçe : Yaz aylarında konser salonunun büyük oynar perdesinin açılması ile konser salonu ile birleşebilen, yemek ve kokteyl, tören v.b. etkinliklerin yapıldığı, ışıklı havuz ve sahne düzeni bulunan bir bahçedir. Kapasite 400 Kişi (Oturarak) 800 Kişi (Kokteyl) 10. Küçük İç Bahçe : Yaz aylarında yemek,kokteyl ve tören gibi etkinliklerin yapıldığı, ışıklı havuza sahip bir bahçedir. Kapasite 100 Kişi (Oturarak) 200 Kişi (Kokteyl) 11. Ahmet Fethi Paşa Salonu : Fuar, sergi v.b. amaçlar için kullanılabilen iki katlı toplam 2300 m² alana sahip bir binadır. Kültür sitesindeki diğer salonlarda olduğu gibi ısıtma ve soğutma sistemi, merkezi yayın ses sistemi, fiziksel engelliler yolu, asansör ve tuvaleti, TELEKOM'dan kiralanabilen 400 telefon hattı bulunmaktadır. Üst Kat Alt Kat Alan 1200 m2 1100 m2 Yükseklik 4.50 m. 3.40 m. 12. Ahmet Muhtar Paşa Salonu Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı bünyesinde yer alan diğer bir bina ise 1864 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılıp, 1889 tarihinden itibaren Harp Okulu yemekhanesi olarak kullanılan tarihi binadır. Bu salon toplantı, kokteyl ve defile gibi etkinliklerde kullanılabilmektedir. MEHTER Tarihçe : Türkler milattan önce orduda takım halinde müzik aletleri çaldırırlardı. 8 nci yy.da yazılmış olan ilk Türk belgesi olan Orhun Kitabeleri, Mehter'in atası olarak kabul edilen Tuğ Takımından bahseder. Kaşgarlı Mahmut'un 11 nci yy.da yazdığı Divan-ı Lugat-it Türk Hakanın huzurunda nevbet vurulduğunu anlatır. Türklerin diğer dünya milletlerinden gerek anlam ve önem gerekse müzik yönünden tamamen ayrı özelliklere sahip bir müzik topluluğu bulunmaktadır. Bu topluluğa "Mehterhan" yaptığı müziğe de "Mehter Müziği" denir. "Bulut Kükredi,vurdu nevbet tuğ, Şimşek çaktı çekti hakan tuğ'unu " diyen Türkler İç Asya'dan Anadolu'ya geleneklerini taşımışlar,egemenlik simgesi davul, bayrak ve tuğ töresi Türkler aracılığıyla tüm İslam alemine yayılmıştır. Karahanlılar 'dan Selçuklular'a İlhanlılar'dan Memlükler'e ve Osmanlılar'a nevbet geleneği hep devam etmiştir. Kayı boyundan Osman Bey'e Anadolu Selçuklu Hükümdarı tarafından bağımsızlık fermanıyla beraber hakimiyet sembolü olarak tuğ ve davul yollanmıştır. Mehteri hürmetten ayakta dinleyen Osman Gazi, kıtalara hükmedecek bir İmparatorluğun ve çok daha köklü bir mehter geleneğinin temelini atmıştır. Mehter müziğini ortaya çıkaran en önemli yer savaş alanlarıdır. Kale kuşatmasında, meydan muharebelerinde, deniz savaşlarında düşmana hücum edilirken mehter çalınarak askerler şevke getirilir,düşmanın morali bozulurdu. Barış zamanı hükümdarın sesi olan Mehter belirli zamanlarda nevbet vurur, halkın moralini yükseltirdi. Mehter ordunun önünde yürür, savaşı yönlendirir, öyle bir enerji taşır ki düşmanı bunaltır, yeri göğü inletir yiğitleri coştururdu. Mehterin ruhları coşturan gücünü fark eden Avrupalılar kendi ordularında da Mehter Takımları oluşturmaya başlamışlardır. Polonya, Avusturya ardından Rusya, Prusya ve Fransa ordularında Mehter Takımları kurmuşlar ve bu günkü anlamda askeri bandoların temelleri atılmıştır. Avrupa'nın önemli bestecileri Mozart, Beethoven ve daha niceleri mehterin müziğinden etkilenerek besteler yapmışlar ve bu besteler 18 yy.da Avrupa'da yeni bir müzik türü doğmasına sebep olmuş, bu müziğe de ALATURKA adı verilmiştir. Mehter müziği makamsal olarak Klasik Türk Müziği özelliklerini taşır ve 24 sesten meydana gelen bir ses sistemine sahiptir.Türklerin ihtişamını asırlar boyu seslendiren mehter, Osmanlıların son döneminde yozlaşan devlet kurumları gibi vezirlere, sancak beylerine, 18 yy.dan itibaren esnafa dek yaygınlaşmış ve kuruluş amacından sapmıştır. II.Mahmut tarafından kapatılan Yeniçeri Ocağıyla birlikte Mehter'de kapatılmıştır. Mehterin kapatılmasından sonra Avrupa'dakilere benzer bandolar kurulmuş, 1831'de Mızıka-ı Hümayun Okulu açılarak Mehter 80 yıllık bir sessizliğe gömülmüştür. Yazar Celal Esat Arseven ve Askeri Müze Müdürü Ahmet Muhtar Paşa'nın çabaları ile 1914 yılında yeniden Askeri Müze'de çalmaya başlayan Mehter, I.Dünya Savaşı sırasında Enver Paşa tarafından (1917) Ordu birliklerinde kısa soluklu da olsa yeniden kurulmuştur.1914'de kurulan Askeri Müze Mehteri 1935 yılında dönemin Milli Savunma Bakanı Zekai Apaydın tarafından aslına uygun olmadığı sebebi ile kapatılmıştır. Bugünkü Mehter ise Genelkurmay Başkanlığı'nın isteği üzerine yapılan sistemli bir araştırma ile Askeri Müze kapsamında 1953 yılında altı katlı olarak kurulmuş, 1968 yılında 9 katlı hale getirilmiştir. Mehterin Yürüyüşü ve Konser Düzeni : Mehterin başında Bölük Komutanı Çorbacıbaşı, arkasında zırhlı muhafızlarla birlikte devleti temsilen Al Sancak, bağımsızlığı temsilen Ak Sancak, İslamiyet'i temsilen Yeşil Sancak yer alır. Eski Türk Hakanları 9 rakamını uğurlu saydığından tören takımları 9 katlıdır. Sancaklardan sonra üç sıra halinde en büyüğü hücum tuğu olan 9 tuğ gelir.Tuğlardan sonra Mehterbaşı, Çevgenler, Zurnazenler, Boruzenler, Nakkarezenler, Zilzenler, Davulzenler ve en arkada at üstünde köszen gelir. Saz başları kırmızı, diğer müzisyenler lacivert giyerler. Mehterin yürüyüşü bugünkü modern ordu düzenindeki yürüyüşün tamamen tersine sağ ayakla başlar, üç adımda bir durulup sağa ve sola dönülerek halk selamlanır. Mehter konser düzeni alacağından düz yürüyüşe sol ayakla geçilir ve mehter hilal düzenine gelene kadar bir peşrev (saz eseri) seslendirilir. Kös hilalin ortasında yerini alır. Kös Türk bayrağındaki yıldızı, diğer müzisyenlerin oluşturduğu hilal ise Türk Bayrağındaki hilali temsil eder. Mehterbaşı yönetiminde konser bitirildikten sonra Gülbank adı verilen mehter duası yapılır ve konser alanı peşrev çalınarak terk edilir. Halka Açık Mehter Konserleri : 500 kişilik modern Atatürk salonunda müzenin açık olduğu günlerde (Pazartesi-Salı dışında) her gün 15.00 ila 16.00 saatleri arasında Mehterin tarihçesini anlatan İngilizce ve Türkçe multivizyon ile 20’şer dakikalık iki seans halinde verilen konser ilgi görmektedir. Gerek anlam gerekse icra yönünden oldukça farklı bir müzik yapısına sahip olan mehterin repertuarındaki eserler; Osmanlı dönemini kapsadığı gibi,1911-1935 ve 1953’ten günümüze kadar bestelenen eserleri de içermektedir. DİĞER FAALİYETLER 1. Fiziksel Engelliler İçin Mimari Düzenlemeler Fiziksel engelli ziyaretçiler için dünya standartlarına uygun olarak Askeri Müze’de gerçekleştirilen mimari düzenlemeler, 1997 yılı içinde faaliyete geçirilmiştir. Halen bahçe girişinden itibaren kullanılan ve tekerlekli koltuk amblemi taşıyan yönlendirme levhaları, asansör, rampa, telefon ve tuvalet gibi mimari düzenlemelerin yanında tekerlekli koltuk kullanan ziyaretçilere yardımcı olacak personel, sürekli hazır bulundurulmaktadır. Fiziksel engelli ziyaretçilerin Askeri Müzeyi rahatlıkla gezebilmesi sağlanmıştır. 2. Yayın Faaliyetleri Askeri Müze ve koleksiyonlarını tanıtan broşürlerin yanı sıra; Askeri Müze, Ateşli Silahlar, Çadırlar, Hat Eserleri, Tombak Eserler, Yazma Eserler, Resimler, Asker Ressamlar, Madalya ve Nişanlar katalogları yayınlanmıştır. Süreli yayın olarak Yaşayan Asker Ressamlar Sergisi katalogu ile Müzecilik Semineri Bildirileri Kitabı yayınlanmaktadır. Askeri Müze’nin yayın hayatındaki bu etkinlikler hiç şüphesiz, toplum ve Türk müzeciliği açısından çok büyük bir önem taşır. 3. Kütüphane Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı; kuruluşu Ahmet muhtar Paşa’nın Müze Müdürlüğü (1908-1926) dönemine kadar uzanan önemli bir araştırma kütüphanesine sahiptir. İlk koleksiyonu Askeri Müze yayınları ve yazma eserlerden meydana gelen ve zaman içinde zenginleşen Askeri Müze Kütüphanesi günümüzde, 27.500’e varan kitap, zengin fotoğraf arşivi, belge ve müze objelerine ait dia koleksiyonu ile hafta içi her gün 08.30 - 17.00 saatleri arasında araştırmacılara hizmet vermektedir. 4. Bakım-Onarım ve Koruma Kısmı Askeri Müze 1993 yılında yeni sergileme sistemiyle ziyarete açıldıktan sonra sergileme mekanları ve sergileme elemanları ile çağdaş müzeciliğin gereği olan Uluslararası Müzeler konseyinin (ICOM) belirlediği standart müzecilik uygulamalarına ve teknolojinin Türkiye müzelerine girişine de öncülük etmiştir. Kuruluşundan bu yana çeşitli isimler altında varlığını sürdüren bakım ve onarımla ilgili birim bu tarihten itibaren Restorasyon ve Konservasyon Kısmı adıyla, teşkilat ve malzemesiyle kadrodaki yerini almıştır. 1964 yılına ait albümlerde de kimyasal temizleme, restorasyon, konservasyon atölyelerinin açıldığı belirtilmektedir. Restorasyon ve konservasyonun amacı, gerekli tedavileri uygulayarak bozulmayı imkanlar dahilinde ise durdurmak veya yavaşlatmak dolayısıyla eserin ömrünü uzatmaktır. Restorasyon ve Konservasyon Kısmı, 5 atölye ile bu işlemi yapmaktadır. Müzemiz koleksiyonunda yer alan tarihi resimlerin bakım ve onarımları ise Resim Atölyesinde yapılmaktadır. 5. Hasan Rıza Sergi Salonu Müze Tanıtım Salonu'nun yanında Hasan Rıza Sergi Salonu yer almaktadır.Salon, asker ve sivil sanatçıların sergileme etkinliklerine ücret karşılığı olup; birbirine geçilebilen üç bölümden oluşmaktadır.Buraya askeri okulda yetişen ve muharebe resimleriyle ünlü bir ressam olan, ayrıca Askeri Müze koleksiyonunda da birçok eseri bulunan Hasan Rıza'nın (1860-1912) adı verilmiştir. Anılan salonda iki yılda bir Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı tarafından düzenlenen geleneksel Yaşayan Asker Ressamlar Resim Sergisi yapılmaktadır.Hasan Rıza Sergi Salonunda etkinlik süresi her gün 09.00-17.00 arasındadır.Etkinlikler sırasında ziyaretçiler 200 araçlık ücretsiz park yeri ve 100 kişilik vestiyerden de yararlanabilmektedir. Sergi mekanı haftanın her günü açıktır. TÜRK SİLAHLİ KUVVETLERİ [TSK] ASKERİ MÜZE VE KÜLTÜR SİTESİ KOMUTANLIĞINA LİNKTEKİ HARİTA YARDIMIYLA KOLAYCA ULAŞABİLİRSİNİZ: http://www.tsk.mil.tr/genel_konular/resim/kroki.jpg


Comments

ali | 4 years 7 months ago
çok uzun ama işimi gördü tşkkr aderim


New Comment

Full Name:
E-Mail Address:
Your website (if exists):
Your Comment:
Security code: