24 Dec 2006
Askeri Müze ve Kültür Sitesi Askeri Müze Kültür Sitesi Mehter Diğer Faaliyetler Ulaşım Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, İstanbul Harbiye semtinde konuşlandırılmıştır.Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı'na bağlıdır. Askeri Müze, Pazartesi ve Salı günleri dışında her gün saat 09.00-17.00 arasında ziyarete açıktır. Telefon: 0212 2332720 Faks : 0212 2968618 Eski Harbiye Binası'nın Tarihçesi Bugün Askeri Müze ve Kültür Sitesi olarak kullanılan Harbiye binası, ilk defa 1841 yılında Harp Okulu olarak inşa edilmiştir. 1853 yılında çıkan bir yangın sonucunda bina tamamen yanmıştır. 1862 yılında tekrar inşa edilen bina, 1936 yılına kadar Harp Okulu olarak kullanılmıştır. Atatürk de 1899-1905 yılları arasında bu okulda öğrenim görmüştür. Harp Okulu’nun 1936 yılında Ankara’ya nakledilmesinden sonra bina 1936-1966 yılları arasında 1 nci Ordu, 3 ncü Kolordu, Merkez Komutanlığı Karargahları olarak kullanılmıştır. 1966 yılında tarihi ve mimari karakterini bozmayacak şekilde restore edilerek modern anlamda bir Askeri Müze haline getirilmesi planlanmıştır. 1985 yılında restorasyon çalışmaları biten bölümler, 10 Şubat 1993 tarihinde ise Kültür Sitesi’nin de dahil olduğu diğer bölümlerle birlikte bugünkü durumuyla Askeri Müze ve Kültür Sitesi olarak hizmete açılmıştır. ASKERİ MÜZE Askeri Müze'nin Tarihçesi : Koleksiyonların zenginliği ve çeşidi açısından dünyanın en önde gelen müzelerinden birisi olan Askeri Müze’nin kuruluşu modern anlamda olmamakla beraber 15 nci yy.a kadar uzanmaktadır. Aya İrini 1453’de İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Aya İrini Kilisesi, değerli harp silah, araç ve gereçlerinin toplandığı “Cebehane” olarak düzenlenmiştir. 1726 tarihinde Cebehane’deki tüm malzemeler düzenlenerek “Dar-ül Esliha” adı ile yeni bir kuruluş gerçekleştirilmiştir. Modern anlamda müzeciliğin temeli Tophane Müşiri Damat Ahmet Fethi Paşa’nın gayretleri ile 1846 yılında atılmış ve bu tarih Türk Müzeciliği’nin ve Askeri Müze’nin gerçek anlamda ilk kuruluşu olmuştur. Aya İrini’deki revakların araları camekanlarla kapatılarak, sergileme mekanları haline getirilmiştir. Bu mekanlardan bir bölümünde eski harp silah, araç ve gereçlerinden oluşan koleksiyonlar, diğer bölümlerde ise arkeolojik eser koleksiyonları sergilenmiştir. Ahmet Fethi Paşa’dan sonra Aya İrini’deki bu koleksiyonlar kısa bir süre sonra ilk defa müze adını alarak “Müze-i Hümayun” olarak isimlendirilmiştir. Müze teşkilatının kurulmasından sonra özellikle arkeolojik eserlerin sayısının artması üzerine bu eserler Çinili Köşk’e taşınmış ve bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin temeli atılmıştır. Ahmet Muhtar Paşa, silah koleksiyonlarını ilanlar ve resmi yazışmalarla zenginleştirmiştir. Kütüphanesi, sineması, atış poligonu, yayınları, kıyafethanesi ve mehteri ile günümüz çağdaş müzecilik anlayışına uygun nitelikte bir müze oluşturulmuştur. 1940 yılına kadar Aya İrini’deki faaliyetlerini sürdüren Askeri Müze, İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye’ye sıçrayabileceği düşüncesi ile faaliyetlerine bir süre ara vermiştir. Savaş tehlikesinin ortadan kalkmasından sonra 1949 yılında Maçka Silahhanesi’nde depolanan eserler 1959’dan itibaren Harbiye Mektebi Jimnastikhanesi binasında tekrar sergilenmeye başlamıştır. Bu binanın zamanla Askeri Müze koleksiyonları için yetersiz kalması ve çağdaş anlamda gelişime yönelik adımların atılmasına imkan vermemesi üzerine 1966 yılından itibaren restorasyon çalışmaları sürdürülen eski Harbiye binasının Askeri Müze olarak kullanılmasına karar verilmiş ve 10 Şubat 1993 günü yeni bir düzenleme ile ziyarete açılmıştır. Askeri Müze Teşhir Salonları : Salonlarımızda, Askeri Müze koleksiyonlarında bulunan 45.000'i aşkın eserden titizlikle seçilen yaklaşık 5.000 eser sergilenmektedir. Dönem, konu gibi değişik açılardan ele alınarak gruplandırılan bu zengin koleksiyon içinde çeşitli silahlar, askeri kıyafetler, çadırlar, bayraklar ve sancaklar ile benzeri türde çok değişik askeri kültür varlıkları yer almaktadır. Bunlar arasında ahşap ve maden süsleme sanatının güzel örneklerini oluşturan tüfek, tabanca, top ve kılıçlar, zarif süslemeleri ve kitabeleriyle zırhlar, kalkanlar ve miğferler, Osmanlı ordusunun görkemini vurgulayacak nitelikteki altın görünümünde tombaklar ve Osmanlı saray çadırlarının en nadide örnekleri bulunmaktadır. 1. Giriş Salonu : Müze ana girişinde bizi karşılayan giriş salonu, güvenlik, vestiyer, bilet satış reyonu, kitap ve hediyelik eşya satış reyonu, bekleme bölümünün bulunduğu oldukça geniş bir mekandır. Burada Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi binasının maketi ve müze koleksiyonundan seçme bazı objelerin yer aldığı Tanıtım Vitrini bulunur. Orhan Gazi'nin Miğferi 2. Tanıtım Salonu : Bu salonda, Askeri Müzenin tarihi; 1846’dan günümüze kadar uzanan bir periyot içinde çeşitli fotoğraf, belge ve yayınlarla belgesel olarak anlatılmaktadır. Müzenin kurucusu Ahmet Fethi Paşa ile müze koleksiyonlarının oluşmasında ve müzenin modern anlamda yeniden teşkilatlanmasında büyük gayretleri olan ilk müze müdürü Ahmet Muhtar Paşa’nın tanıtımı da bu salonda gerçekleştirilmektedir. 3. Atıcı Silahlar Salonu : Bu salonda ok ve okçulukla ilgili eserler sergilenmektedir. 17-19.yy. arasındaki Osmanlı ok ve yayları, ok hedefleri, ok-yay muhafazaları, yay germe gereçleri, ok yatakları, yayı gererken parmağa takılan şestler salonun ana malzemeleridir. Sultan I. Mustafa, IV. Mehmet ve III. Selim gibi Osmanlı padişahları adına ok atışlarındaki ustalıkları belgelemek amacı ile verilen nişan beratları ayrı bir grup oluşturmaktadır. Atıcı silahlar salonunun önemli bir malzemesi de Hüsamettin Paşa adına dikilmiş, 1882 tarihli ok menzil taşıdır. 4. Binicilik Salonu : Bu salonda 19.-20.yy. binicilik ve süvari sınıfı ile ilgili malzemeler sergilenmektedir. Eyerlerde Alman, İngiliz tipinde yapılmış Türk eyerleri çoğunluktadır. Osmanlı eyerlerinde gümüş eyer kaşları ve kuburluklar dikkat çeker. Bundan başka koşum takımları, at örtüleri, at, katana nalları, üzengiler, nalbant gereçleri, mızrak uçlarındaki flamalar sergilenmekte olan diğer eserlerdendir. 5. Fatih ve Yavuz Köşesi : Fatih Sultan Mehmet (1451-1481) ve Yavuz Sultan Selim (1512-1520)’in atlı mankenleri, İstanbul’un fethinde Osmanlı gemilerinin karadan Haliç’e indirilmesini gösteren panaromik maket yer almaktadır. Bizanslıların Osmanlıları İstanbul’a sokmamak için Haliç’e gerdikleri büyük zincir de bu bölümde sergilenmektedir. Bizanslılar Tarafından Haliç'e Gerilen Zincir Fatih Sultan Mehmet Ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman (1521-1566) dahil olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükselme Devrinin bu üç padişahına ait çeşitli resimler ile silahların da yer aldığı bu bölüm müzemizin hareketli köşelerinden biridir. 6. Kesici Silahlar Salonu : Sergilenmekte olan Avrupa kökenli kesici ve delici silahların en eski örneklerini orta çağ Avrupa kılıçları ve sırıklı silahlar grubu oluşturmaktadır. İkonografik semboller ve dinsel sloganları ile haçlı savaşları döneminde İslam devletlerinin eline geçen bu silahlar sonradan kesici gövdeleri üzerine yazılan Memluk kitabeleri ile iki ayrı kültürün birikimlerini taşımaktadır. Sergilenen kılıçlarda 16.yy. ve 17.yy.lara ait en popüler tür olan meç ve epeler ağırlıktadır.Bu dönem içerisindeki örnekler, teknik ve işçilik bakımından Avrupa kılıçlarındaki gelişimi yansıtmaktadır. 18.yy’a ait birkaç küçük ve zarif formlu kamadan sonra nikelajlı gövdeleri stilize kabza başları ve el siperlikleri ile daha sade 19. ve 20.yy Avrupa silahları koleksiyonu tamamlamaktadır. Kesici ve delici özellikleri ile bu salonda, ikinci ana grubu teşkil eden sırıklı silahlar fakir ortaçağ halkının savunma amacı ile geliştirdikleri, esası tarım gereçlerine dayanan örneklerden oluşmaktadır. Bu salonda ayrıca İslam devletlerine ait en eskisi 13.yy.a kadar tarihlenebilen son derece zengin bir İslam kesici silah koleksiyonu mevcuttur. Bu silahların büyük bir kısmı form, süsleme ve kalite bakımından dönemlerinin özelliklerini yansıtan birer tarih hazinesidir. Askeri Müze İslam kesici silahları koleksiyonunun ağırlığını, Türk, Memluk ve İran kesici silahları oluşturmaktadır. Koleksiyonun büyük bir bölümünü teşkil eden Türk kılıçları kama ve hançerler 15.yy.dan başlayarak 19.yy.a kadar geniş bir yelpaze içinde değerlendirilir. Askeri Müze koleksiyonları içinde işçilik ve ustalık bakımından en gösterişli silahları yatağanlar teşkil etmektedir. Kanuni Sultan Süleyman'ın Kılıcı Yatağanlar 18. ve 19.yy.da kesici silahların her yönden zirveyi yaşadığı dönemde Türkler tarafından yapılmış ve kullanılmış buradan Balkanlara ve Avrupa’ya yayılmıştır. 7. Savunma Silahları Salonu : Avrupa savunma silahlarının büyük bölümünü Avrupa miğferleri oluşturmaktadır. En eski örnekleri 14.yy.a ait olan miğferlerin, 15. ve 16.yy.lara ait örneklerinde kapalı formlar hakimdir. Bir veya birkaç parçalı yüz siperlikleriyle çok çeşitli örnekleri görülebilen bu miğferlerde bezeme yoktur. 16.yy. ortalarından itibaren Osmanlı etkisinin özellikle Orta Avrupa ve Balkan devletlerinde ağırlıklı olarak hissedilmesi, Avrupa ülkelerinde açık formlu miğferleri yaygınlaştırmıştır. Müzemizde sergilenen açık formlu Avrupa miğferlerinde biçim zenginliğinin yanında süsleme tekniklerinin zenginliği de dikkati çekmektedir. 19.yy. başlarından itibaren, metal kütleleri olmaktan kurtulan Avrupa miğferleri, deri, kumaş, sırma şerit, sakındırak gibi aksesuarlarla, üniformalarla kullanılan özel askeri başlıklara dönüşmüşlerdir. Bu gelişimin örnekleri sergilenmekte olan Fransız, Rus, Prusya ve Avusturya devletlerine ait askeri başlıklarda izlenebilir. Koruyucu silahlar sergi salonunda görülen birkaç adet Avrupa zırh gömleğinde Osmanlı sanatının etkisi kuvvetle hissedilir. 16. ve 17.yy.lara ait Rus ve Macar kökenli zırh gömlekler, yer yer metal parçalarla takviye edilmiş zincir örgüden yapılmışlardır. 19.yy.ın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Ordusunda sadece seremonilerde kullanılan, ön ve arka olmak üzere iki parçadan oluşan zırh göğüslükler Avrupa Savunma silahlarının sergilenmekte olan geç örnekleridir. İslam savunma silahları ağırlıklı olarak altın ve gümüş kakmalı miğferler,kalkanlar,zırh gömlekler, dizçekler, kolçaklar ve at alın zırhlarından oluşmaktadır. Bunlar arasında tombak tekniğinde yapılmış 16-17.yy lara ait Osmanlı miğferleri,kalkan ve at alın zırhları dikkat çekici örneklerdir. 8. Atatürk Dershanesi : Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Harp Okulu ve Harp Akademisi öğrenimini Askeri Müze Binası'nda tamamlamıştır. Mustafa Kemal'in Harp Akademisi 3. Sınıfını okuduğu dershane O'nun anısına düzenlenmiştir. Sınıfta Atatürk'ün okul yaşamı ile ilgili fotoğraf ve belgeler de sergilenmektedir. 9. Ateşli Silahlar Salonu : 16.yy.dan 20.yy. başına kadar imal edilmiş çeşitli Avrupa ve İslam ateşli s